28/11/2005 - Galatasaray 7 atar !!! |
"Galatasaray 7 atar"
Sabah gazetesi yazarı Fatih Altaylı'nın 26 Kasım tarihindeki yazısını olduğu gibi yayınlıyoruz. Sayın Fatih Altay'lı ne kadar "büyük bir futbol yorumcusu" ne kadar "büyük bir futbol dehası" ve "klasik bir Galatasaraylı" olduğunu bir kez daha herkese ispat etti!!!
Tabii asıl mesele Fenerbahçe'nin Avrupa rezaletini unutturmak... Fenerbahçeli basın hakemle uğraşmayı bıraksın. Avrupa maçlarında hakemle oynayamadığınız zaman takke düşüp kel görünüyor. Ayrıca Fenerbahçe'nin favori olarak çıktığı ve Galatasaray'ın 5 çektiği maçı unutmamak lazım. Gerets, vahim bir hata yapmaz ve Fenerbahçe'yi iyi etüt ederse, bu maçı Galatasaray alır. Herkes skor tahmini ister. Açıkçası 1-0 olsun bizim olsun en geçerli dilektir. Çünkü o zaman Fenerbahçe ile puan puana geliyor ve ligin tadının kaçmasını engellemiş oluyoruz. Akıl yoksunu Fenerbahçe basını bunun bile farkında değil. Gönlümden geçen skor ise 7-0. Ne de olsa 6-0'ın acısını henüz unutabilmiş değiliz. Olur mu? Olur.. Tarihin en kötü Milan'ı bile bunlara 4 tane atıp, 5 tane yüzde yüzlük gibi pozisyonu kaçırdıysa futbolda her şey olabilir demektir..
|
| • 6 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
28/11/2005 - Cim Bom Nobrovski Oldu :)) |
REKORTMENBAHÇE! Eksik kadromuza karşın Galatasaray'ı Ali Sami Yen'de yendik ve puan farkını 6'ya çıkardık...
Olur olmaz konuşanlara Fenerbahçe'den ders... Türkiye'nin en büyüğünün kim olduğunu unutanlara Fenerbahçe'den bir hatırlatma... Boyunun ölçünü almak isteyenlere Fenerbahçe'den bir hizmet... Süper Lig'de lider Fenerbahçe, eksik kadrosuna karşın Ali Sami Yen Stadı'nda Galatasaray'ı 1-0 yendi ve puan farkını 6'ya çıkardı. Sarı-lacivertlilerin tek golünü ise 45. dakikada Marcio Nobre attı. Kanarya bu galibiyetle ayrıca üst üste 12. maçını kazandı ve bir rekoru daha kırdı. Fenerbahçe puan farkını 6'ya çıkardı ve emin adımlarla üst üste 3. şampiyonluğuna gidiyor.
Hafta içinde Milan karşısında alınan talihsiz yenilgiden sonra birileri yine ortaya çıkmış, Fenerbahçe'yi yıkmak için ortaya çıkmıştı. Takım kıyasıya eleştiriliyor, teknik heyetin istifası dillendiriliyordu. Hatta bazı kendini bilmezler "7-0"lık skorla Fenerbahçe'nin yenileceğinden bahsediyordu. Çünkü Ale yoktu. Çünkü Selçuk yoktu. Çünkü takım moralsizdi. Maç ise Ali Sami Yen'deydi. Ama bunlar karşılarındaki takımın Fenerbahçe'nin olduğunu unutuyordu. Her biri birer yıldızdı Fenerbahçe'nin. Çünkü yüreklerini sahaya koymuşlardı sarı-lacivertliler. Ve sahaya çıkıp bir futbol dersi verip Galatasaray'ı 1-0 yendiler.
Maça iyi başlayan bizdik. Orta sahada kurduğumuz müthiş üstünlük, rakibin en zayıf yanı olan orta sahasını çökertti. Ancak ileri uçta çoğalamayışımız, Anelka'nın sıkı markajda oynaması bir türlü bu üstünlüğü skora yansıtamamıza neden oldu. İlerleyen dakikalarda Galatasaray az da olsa dengeyi kurdu. Ancak Hakan Şükür baştka olmak üzere son derece kötü bir futbol oynayan Galatasaray işimizi kolaylaştırdı. Oyun kilitlendi bu dakikalarda. Ta ki 45. dakikaya kadar. Bu dakikada rakibin bir anlık hatasının cezasını usta ayaklarımızla kestik. Appiah'ın sol taç çizgisinden ortasını Nobre yüksek bir mesafede ayaklarıyla öne çıkan Mondragon'un üzerinden ağlara gönderdi. Soyunma odasına büyük bir avantajla gidiyorduk.
İkinci yarıda rakip risk aldı. Biz de bunu kontrataklarla değerlendirmeye çalışıtık. Nitekim önemli pozisyonlar da yakaladık. Ancak inanılmaz pozisyonları harcadık. Anelka biraz gününde olsaydı fark kaçınılmazdı. Rakip ise orta sahamızı doldur boşaltla aşmak istedi. Orta sahayı daha da eksilttiler, forveti güçlendirdiler. Topları ceza sahasına şişirdiler. Ama defansımız başarılıydı. Luciano ve Önder, kalede ise Volkan rakibe geçit vermedi. Rakibin direnci iyiden iyiye düşmek üzereydi. Son dakikalarda Orhan ikinci sarı karttan atılınca dirençleri tamamen kırıldı. Maçın galibi bizdik. Fenerbahçe taraftarı takımlarını elleri patlayıncaya kadar alkışlıyordu.
17. dakikada Hakan Şükür'ün pasıyla ceza sahasına giren Necati, sol çarprazda kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda vuruşunu yaptı. Deniz'e çarpan top direk dibinden auta çıktı. 24. dakikada sağdan Ergün'ün kullandığı kornerde Orhan'ın yakın mesafeden kafa vuruşunda meşin yuvarlak az farkla yandan auta gitti. 33. dakikada Appiah'ın ceza sahası dışından sert şutunda meşin yuvarlak yandan auta çıktı. 39. dakikada Necati'nin ceza sahası dışından sert şutunda kaleci Volkan, topu kontrol etti. 45. dakikada Appiah'ın orta sahadan defansın arkasına uzun pasında Nobre, ceza sahası önünde aşırtma bir vuruşla kalesini terkeden Mondragon'un üzerinden topu ağlara gönderdi ve takımını öne geçirdi. 0-1
47. dakikada Ergün'ün ceza sahasına ortasında Hakan Şükür'ün dokunamadığı topu kaleci Volkan kontrol etti. 51. dakikada sol çarprazdan ceza sahasına giren Tuncay, içeriye çevirdi. Anelka'nın altıpas içerisinde vuruşunda top Tomas'dan döndü. Dönen topu kaleci Mondragon kontrol etti. 57. dakikada Appiah'ın ceza sahası dışından sert şutunda meşin yuvarlak farklı bir şekilde üstten auta gitti. 64. dakikada Tomas'ın sağ kanattan ceza sahasına ortasında Orhan'ın kafa vuruşunda kaleci Volkan, topu son anda köşeden mükemmel çıkardı. 64. dakikada hızlı gelişen Fenerbahçe atağında topla ceza sahasına giren Anelka'nın sağ çarprazdan sert şutunda kaleci Mondragon gole izin vermedi. 75. dakikada Necati'nin pasıyla sağ çarprazdan ceza sahasına giren Ümit Karan'ın yerden sert vuruşunda top az farkla yandan auta gitti. 79. dakikada topla ceza sahasına giren Anelka'nın sert şutunda kaleci Mondragon, topu ayaklarıyla çıkardı. Dönen topu önünde bulan Kemal, pasını Appiah'a verdi. Appiah'ın ceza sahası dışından sert şutunda top üstten auta çıktı. 86. dakikada topu elle müdahale eden Orhan, ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı. 87. dakikada Hakan Şükür'ün pasıyla ceza sahasında topla buluşan Necati'nin yerden vuruşunda meşin yuvarlak az farkla yandan auta gitti.
STAT: Ali Sami Yen HAKEMLER: Serdar Tatlı, Baki Tuncay Akkın, Alparslan Dedeş GALATASARAY: Mondragon, Cihan, Tomas, Song, Orhan, Hasan Şaş (Sabri dk. 46), Saidou, İliç (Ayhan dk. 79), Ergün (Ümit Karan dk. 59), Necati, Hakan Şükür YEDEKLER: Aykut, Yalçın, Uğur, Hasan Kabze TEKNİK DİREKTÖR: Eric Gerets FENERBAHÇE: Volkan, Serkan, Önder, Luciano, Ümit Özat, Tuncay, Appiah, Aurelio, Deniz (Kemal dk. 55), Nobre (Mehmet Yozgatlı dk. 90+4 ?), Anelka YEDEKLER: Rüştü, Can Arat, Gürhan, Semih, Olcan TEKNİK DİREKTÖR: Christoph Daum KIRMIZI KART: Orhan (dk. 86) (Galatasaray) GOL: Nobre (dk. 45) SARI KARTLAR: Sabri (Galatasaray), Volkan, Luciano (Fenerbahçe) |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
31/10/2005 - Çekirge Sıçrayamadı ! |
| Kahraman Bakkal Süpermarkete kepenk kapattırdı |
Eric Gerets yönetimindeki yıldızlar topluluğu (!) Galatasaray, mütevazı bir kadroya sahip olan Mesut Bakkal'lı Gençlerbirliği'ne boyun eğdi. Başkent'te liderliği ve namağlup unvanını yitiren Cimbom'un tek golünü Sasa İliç attı. Gençler, 3 puana İsaac ve Uğur Boral'la ulaştı.
***
Derin darbe!
Namağlupluk ve liderlik gitti, futbol ise S.O.S verdi.
F.Bahçe'nin Antep'e uzatma dakikalarında attığı penaltı golü sarı-kırmızılı futbolcuları, G.Birliği maçı öncesi olumsuz etkilemişti. G.Saray'ın Ankara'da oynadığı her maçta 'full' olan 19 Mayıs Stadı ise dün neredeyse boştu. G.Birliği maçının lider açısından zor geçeceği belliydi. Ev sahibi ekibin yardımcı antrenörü Bülent Korkmaz yıllar sonra ilk defa sarı-kırmızılı takım için bir dezavantaj teşkil ediliyordu. Nitekim maça G.Birliği çok hızlı başladı. 10. dakikada içerde mi dışarda mı diye tartışılan serbest vuruş ev sahibi takımın gol habercisi gibiydi. Nitekim 12'de Uğur Boral'ın şutu Mondragon'dan döndü, Isaac tamamlayıp skoru 1-0 yaptı. İlk yarı bu golle sona erdi.
Defansta hatalar zinciri İkinci yarıya Cihan'ın yerine Altan ile başlayan G.Saray daha ilk dakikada beraberliği yakaladı. Song'un ortasını Hakan kafayla Necati'ye indirdi. Necati'nin pasında İliç şık bir vuruşla eşitliği sağladı. Ancak G.Saray defansı çok kötüydü. 53'te Song'un hatası ile başlayan bir pozisyonda diğer oyuncular da ona eşlik edince G.Birliği galibiyet golünü Uğur Boral'la kazandı: 2-1. G.Saray bu mağlubiyetle liderliğin yanı sıra namağlup unvanını da kaybederken, futbolu ilerisi için de ümit vermedi.
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
26/10/2005 - Yılın Transferi ! |
İşte İliç itirafı
G.Saray yönetimi, ‘Onu kimler istedi alamadı da, biz aldık’ havaları atmıştı. Ama başkan Özhan Canaydın da şimdi İliç konusunda ‘Bazı kesimler bizi kandırdı. Bu işte bir oyun oldu, ama anlayamadık’ diyor.
G.SARAY Başkanı Özhan Canaydın ve yönetiminin en çok eleştirildiği konu yabancı futbolcu transferlerindeki hatalı seçimleri... Bu işte o kadar çok hata yaptılar ki, anlatmakla bitmez...
Örnek mi istersiniz... İşte Saidou... Şimdilerde takımın gözbebeği olan bu oyuncuya sezon öncesindeki Hollanda kampında, ‘Kendine kulüp ara. Senin yerine adam alacağız’ diye bas bas bağırdılar. Zamanında Saidou’yu böyle kapının önüne koymak isteyenler, şimdi ‘bravo’ diye alkış tutuyor.
Özhan Canaydın’ın görev yaptığı üç yıldır bu takıma kimler geldi, kimler geçti... Saymaya kalksak buradan Çin’e gider. Bunca isim arasında elle tutulacak yabancı futbolcu sayısı maalesef Song, Tomas ve Saidou ile sınırlı kaldı.
Özellikle bu sezon öncesinde, ‘Şunu alacağız, bunu alacağız’ diyerek ortalığı karıştıran yöneticiler, yine yan yattılar. Büyük umutlarla alınan İliç ve Heinz tam bir hüsran. Hele İliç... Hollanda kampına geldiği gün, ‘yılın transferi’ şeklinde lanse edildi, ‘Onu kimler istedi alamadı da, biz aldık’ havaları atıldı. Gazeteciler, Sırp futbolcunun resmini çekebilmek için adeta birbirlerini ezdi. Sportif Direktör Bülent Tulun ile Sasa İliç, sanki asker arkadaşları imiş gibi yan yana, omuz omuza resimler çektirdiler.
Ne var ki, Sırp futbolcu bekleneni veremeyince, eleştiriler, dert yanmalar başladı. Özellikle de Başkan Özhan Canaydın, İliç’ten yana çok dertliydi; ‘Bazı kesimler bizi kandırdı. Burada bir oyun oldu ama anlayamadık’ diyordu. Yönetici Fatih Gökşen de Tromsö maçı için Norveç’e giderken İliç’i kastederek, ‘Yokluğu hissedilmiyor’ esprisini yapıyordu. Demek ki, İliç olsada olur, olmasa da...
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
25/10/2005 - Kartzede Aslan ! |
| GALATASARAY BÜYÜK GELİR BEKLEDİĞİ AVRUPA TARAFTAR KARTI PROJESİNDE HÜSRANA UĞRADI
HEDEF: 100 bin kart, 15 milyon euro. SATIŞ: 5 bin kart, 500 bin euro. SONUÇ: 700 bin euro masraf, 200 bin euro zarar
Galatasaray'ın bir yıldır süren Avrupa taraftar kartı projesi, bu çalışmadan büyük gelir elde etmeyi bekleyen yönetimin umutlarını boşa çıkardı. Avrupa'da yaşayan taraftarlara yönelik olarak hazırlanan projeden 15 milyon euro (yaklaşık 24 trilyon lira) gelir elde etmeyi planlayan Sarı - kırmızılıların hesapları tutmadı. Bir yıllık süre içinde 100 bin adet kart satmayı hedefleyen Cim Bom sadece 5 bin adetlik satış yapabildi. Buradan elde edilen 500 bin euroluk (800 milyar lira) gelir, kampanya için harcanan 700 bin euroluk (1.1 trilyon lira) giderleri bile karşılamaya yetmedi.
Tromso darbe vurdu UEFA Kupası'nda ikinci şampiyonluğu hedefleyen Galatasaray'ın, daha ilk turda Norveç'in isimsiz temsilcisi Tromso'ya elenmesi, taraftar kartı satışlarının iyice düşmesine neden oldu. Avrupa kart projesine, başlangıçta özellikle Başkan Özhan Canaydın büyük bir umut bağlamıştı. Canaydın ve yöneticiler sık sık yurt dışına giderek taraftar dernekleri ile düzenlenen toplantılarda bu projenin tanıtımını yapıyorlardı. Yönetim Avrupa'daki projeler için kurduğu Galatasaray Europa GMBH şirketi aracılığı ile büyük bir operasyon başlattı. Kart satışında ilk hedef 200 bin civarındaydı ve her şey iyi başlamıştı. Ancak Almanya'da kurulan şirketin çalışmalarını sürekli aksatması bütün planları alt üst etti. Kart satışları bıçak gibi kesilirken taraftarlar sadece kulübün internet sitesinden ve çağrı merkezlerinden bu kartı alabildi.
Beş binde kaldılar Yönetim ilk planda biri 65, diğeri 115 euro olan iki adet kart hazırlattı. 65 euroluk kartlar, sadece kulüp mağazalarından indirim olanağı sağlarken, 115 euroluk kartlarla gönderilen paketlerin içinden forma, flama, bere, atkı, ve poster bulunuyordu. Fakat ilerleyen zamanlarda paketlerdeki malzemelerin eksik çıkmaya başladığı gözlendi. Ayrıca projenin ilk günlerinde, Avrupa'daki taraftarlar kurayla İstanbul'daki maçlara davet ediliyor, uçak biletine kadar tüm masrafları karşılanıyordu. Ama bu uygulamadan da daha sonra vazgeçildi. Geçen yıl Schalke ile oynanan hazırlık maçında 50 bin kişilik stat tıklım tıklım dolmasına rağmen sadece 200 kart satılabildi. Galatasaray, Avrupa kartının tanıtımı için 700 bin euro reklam masrafı yaparken, 5 bin adet kart satışı karşılığında sadece 500 bin euro gelir elde edildi. Sonuçta 15 milyon euro gelir beklenen projeden Galatasaray'a 200 bin euro zarar kaldı.
Çabalar yetmedi
Galatasaray'ın 15 Ocak'ta Schalke ile Auf Arena Stadı'nda oynadığı maç Avrupa taraftar kartı projesinin tanıtımı için büyük önem taşıyordu. Ancak 62 bin kişilik stadı tıklım tıklım dolduran çoğunluğu Türk taraftarlara sadece 200 kart satılabildi. Daha sonra, Almanya güzeli seçilen Türk kızı Aslı Bayram'ın İstanbul'a getirilmesi gibi çeşitli organizasyonlar yapıldı fakat bu çabalar kulübün zarar etmesini önlemeye yetmedi.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
24/10/2005 - Doğru mu bunlar Orhan Pamuk ? |
| Doğru mu bunlar Orhan Pamuk? |
 |
|
| Orhan Pamuk CNN'de 'Söz Sizde' programına katıldı. Programa katılan bir öğrencinin reklam arasında Pamuk'la geçen diyaloğu herkesi hayretler içinde bıraktı. |
| |
İşte Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi Fatih Güner'in ağzından olayın hikayesi:
Söz Sizde programı için üniversitemizden öğrenci isteyen CNN Türk, gazetecilik onuruna hiç yakışmayan bir davranışta bulunarak, gerçek konsepti konuğa soru soran üniversite öğrencilerinden oluşan bir forumu, konuğun kendi kendini aklamak için çektiği bir manifestoya dönüşmüştür. Bu gazetecilik ahlakına sığmayan bir davranıştan öte, düşünen, fikir üreten ve sorgulayan üniversite öğrencilerinin program esnasında bir dekora dönüşmesi durumudur.
Programa giderken konuğun Orhan Pamuk olduğunu öğrendiğim andan beri nihayet sorularımı sorabileceğimi ve cevap alabileceğimi düşünmüştüm. Oysa programın sunucusu Tayfun Ertan ve programın yapımcısı olan Ferit (soyadını bilmiyorum) Bey'lerin bunu zaten daha önceden planlamış olduğunu ve bu programın tamamıyla Orhan Pamuk'un son zamanlarda kendine yöneltilen suçlamaları reddedeceği bir oturuma dönüştüğünü gördüm. CNN Türk, eğer Orhan Pamuk'un kendine yöneltilen suçlamalara karşı vereceği cevapları dinlemek istediyse, onu özel bir programa alıp öğrencilerle yüzleştirmemeliydi. Oysa "öğrenci forumu" programına çıkardığın konuğunun öğrencilerin sorusunu kabul etmemesi hem Orhan Pamuk'un hem de CNN'in büyük isimlerine yakışmayan bir davranıştır.
Program esnasında soracağımız soruların daha önceden kağıtlara yazılması istendi, ve biz de orada 4 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi 8 Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi olarak sormak istediğimiz soruları kağıtlara yazdık. Bu uygulamanın programın sadece ilk bölümünde olacağı, sonraki bölümlerde ise istediğimiz soruyu mikrofonu isteyerek sorabileceğimizi bize programdan önce zaten söylemişlerdi. Oysa programın birinci ve ikinci bölümünde konuşulan konularla ilgili yazmış olduğumuz sorular sunucu Tayfun Ertan'ın masasında olmasına rağmen o sorulara hiç sıra gelmedi. Ve programın ikinci reklam arasında gazetecilik mesleğine hiç yakışmayan davranışlar sayın Tayfun Ertan tarafından sergilenmeye başlandı.
Öncesinde Orhan Bey reklam arasına girdiğimiz anda Tayfun Ertan'a 30.000 sayısı hakkında çok fazla üstüne geldiğini gayet kızgıın ve sert bir biçimde söyledi ki zaten program başladığından itibaren korkusu gözlerinden okunuyordu. Tayfun Ertan ise toplum gözünde bağımsızlığını koruyormuş gibi görünen bir gazeteci olmasına rağmen ve istediği soruyu sormakta özgür olmasına rağmen Orhan Pamuk karşısında alttan almaya başladı. Orhan Pamuk, önündeki bir kağıdı Tayfun Bey'in yüzüne sallayarak daha bunlardan bahsetmedik dedi. Programda konuşulacak konular o kağıtta yazılıydı sanırım ve bunların hiçbiri atlanmak istenmedi çünkü Orhan Pamuk toplum mahkemesinde kendini savunmalıydı. Uzunca bir süredir televizyona çıkıp demeç vermediği için de bu hem Orhan Pamuk'un kendisi için hem de Tayfun Ertan'ın büyük gazetecilik başarısını göstermek için gerekliydi.
Bu sırada ayağa kalkıp Orhan Bey'e sorularım olduğunu söyledim, ve Orhan Bey'de soruları görmek istedi. Yazdığım kağıtları ona verdiğimde ise bir anda parlayarak bu sorunun olmayacağını hatta hepimize dönerek hiçbir soru olmayacağını sinirli bir dille söyledi. Tayfun Ertan ise bu konuyagayet ilgisizdi, o sırada kulaklığıyla ilgilenmekteydi. Nitelikli ve kişilik haklarına herhangi bir zarar dokundurmayacak olan yazmış olduğum soruları aşağıda kelimesine dokunmadan yazdım.
Sorularımı soramayacağımı anladığım an, ayağa kalkıp Orhan Pamuk'un kendisini aklamasına yardım etmek için asla arkasında onu desteklediğimi belirten bir "pankart açmadığımı", ve Orhan Pamuk kendi manifestosunu çekerken arkasında "dekor" olmayacağımı söyledim. Bu yapılan hareketin ne Orhan Pamuk'un ne de CNN'in büyük isimlerine yakışmadığını da belirtip programı terk ediyor olduğumu söyledim.
Kanal D'nin kantininde oturup programın bitmesini bekledim, ve programın bittiğini öğrendiğimde, stüdyoya geri döndüm ve Orhan Pamuk'a dönük olarak Türk gençliğinin sesini kesmeye kalktığı için O'nu tebrik ettiğimi ve kimsenin düşünen Türk gençliğini sindirmeye kalkamayacağını belirtip bu işin burada başlamadığını ama burada da bitmeyeceğini söyledim.
O sırada programın yapımcısı olduğunu düşündüğüm Ferit Bey'in bana attığı buz gibi bakışı ise hayatım boyunca unutmayacağım.
Bu yazıyı yazıp Doğan Grubu'nun medya organları hariç, objektif olduğuna güvendiğim tüm gazetecilere ve medya organlarına gönderdim, çünkü insanlar o programda olanları öğrenmeli diye düşünüyorum. Düşünen Türk gençliğini ne CNN Türk ne de Orhan Pamuk sindirmeye kalkamaz, midesine oturur.
Programda sormak istediğim fakat Orhan Pamuk'un sansürüne katılan sorular aşağıdaki gibidir.
"Muhafazakar ve aşırı milliyetçi diye nitelendirdiğiniz kesimi, Batı'ya sırtını dönmekle suçluyorsunuz ve bu fikrinizi son 200 yıllık tarihimizde kendimizi hep Batı'ya kabul ettirmeye çalışmamıza bağlıyorsunuz. Oysa ki Atatürk hiçbir zaman Batı'ya Türkiye'yi kabul ettirmek için uğraşmamıştı ve yüzü de her zaman Doğu'ya dönüktü, bunu kendisi de belirtmişti. "Muasır medeniyet" ten kasıtı ise "çağdaş medeniyet"ti, Batı değildi. Buna dayanarak Atatürk'ün de aşırı milliyetçi ve muhafazakar olduğunu düşünürsek, aşırı milliyetçi ve muhafazakar olmanın nesi kötü?"
"Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri olarak hakkınızda açılan davanın düşmesini beklediğinizi söylediğiniz ama sizin yargılandığınız anayasa maddesine takılıp yargılanan sizden başka 50 tane daha yazar olduğunu da belirttiniz. Peşinden hakkınızda açılan dava yüzünden Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunda pürüzler yaşanabileceğini söylediniz. Peki neden diğer 50 yazarın yargılanması Türkiye'nin AB yolunda engel teşkil etmiyor da, sizinki bir ayrıcalığa sahip oluyor? Ermeni yazar Hrant Dink'in hakkında açılan dava da önemli bir örnek değil mi?"
| |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
19/10/2005 - Alman Şikesinde Türk Parmağı ! |
30 yılın en büyük futbol bahis davasına dün başlarken, Alman savcı, Ankaragücü-Galatasaray maçına da iddianamesinde yer verdi. Hırvat mafyası, yenilmeleri için Ankaragücülü iki oyuncuyla 15 bin Euro karşılığında anlaşma yapmış
Almanya futbol tarihinin en büyük iddia ve şike skandalında yargılamaya dün başlanırken, şike skandalına Ankaragücü-Galatasaray maçı da karıştı. Berlin Savcılığı bünyesinde soruşturmayı yürüten savcı Thorsten Cleuth'un iddianamesine göre, Hırvat asıllı Ante ve Milan kardeşlerin şike planlarına, Türk ligi takımlarını da dahil ederek başarısızlıkla sonuçlanan bir girişimde bulundukları tespit edildi. Berlin Mahkemesi savcılarından Michel Grünwald dava dosyasına dayanarak MİLLİYET'e yaptığı açıklamada, şike ekibindeki itirafçının bilgilerine dayanarak iddianamenin hazırlandığını vurguladı. Grünwald, iddianamedeki bilgileri de şöyle açıkladı: "Ante Sapina, bir arabulucu kanalıyla iki Ankaragücü'lü futbolcu ile 10 Nisan 2004'teki Ankaragücü-Galatasaray lig maçında şike yapılması için prensipte anlaştı. 15 bin Euroluk şike parası karşılığında bu futbolcular kötü oynayarak, Galatasaray'ın galibiyetine para yatıran Ante'nin talebi üzerine, takımlarının yenilmesine neden olacaklardı. Galatasaray'ın galip gelmesi amacıyla yapılan anlaşmada, parayı vermek için Ankara'ya bizzat gelen Ante Sapina'nın futbolculardan birinin son anda kadroya girememesi, diğerininde şike girişiminde tek başına bulunmayacağını açıklaması üzerine, son aşamaya getirdiği şike girişimini gerçekleştiremedi. Sapina kardeşler, bahis kuponlarına Ankaragücü-Galatasaray maçına 0-1 ve kombineli oynadıkları Dresden-Chemnitz maçına 1-0 sonuçlarını yazarake 65 bin Euro yatırdı. Ancak Sapina'lar, Dresden-Chemnitz maçını tutturmalarına rağmen, Ankaragücü-Galatasaray maçını ev sahibi 1-0 kazanınca, 65 bin Euro bir yana, kazanmayı hesapladıkları 630 bin Euro ikramiyeden de oldular". Ayrıca Alman makamlarının bu konuyla ilgili Türk Futbol Federasyonu'ndan bilgi talebinde bulunmadıkları da vurgulandı.
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
3/10/2005 - Fenerbahçe ve Diğerleri ! |
Dün söylüyorduk, bugün teyid edildi. Türkiye’de “Dört Büyük” kavramı yok. Artık “Fenerbahçe ve diğerleri var.” Fenerbahçemizin, Konya deplasmanı’nda aldığı haklı galibiyeti hakemin vermiş olduğu hatalı kararın gölgesinde bırakmaya çalışanların bilmesinde fayda görüyoruz! "Futbol sahada oynanır ve hakemin bitiş düdüğü ile sona erer." Sizlerin sahada aldığı başarısız sonuçların sorumlusu Fenerbahçe olmadığı gibi kendi ayıplarınızı Fenerbahçe ile örtmeye çalışma gayretleriniz “Türk Futbolu” adına utanç vericidir. Fenerbahçe hiçbir kurumun basiretsizliğinin bedelini ödemek zorunda değildir.
“Türkiye’de artık sporun tatlı rekabeti kalkmış…” aslında itiraf etmek istediğiniz, ancak korkularınızdan arınamadığınız için itiraf edemediğiniz bu gerçeği, ortak metniniz de kullanmanız bilinç altınızda ki Fenerbahçe farkının ifadesidir. 55 bin kişilik stadı, gelir kaynakları, takımı içindeki yıldız oyuncuları ile göz kamaştıran, her geçen hafta yükselen performansıyla hem Türkiye’yi hem Avrupa’yı sallayan Fenerbahçe geceleri kâbusunuz olmaya devam edecektir.
Fenerbahçe’li futbolcu hakem tartaklamaz, tükürmez, küfür etmez ! Fenerbahçe’li futbolcu saha içinde sadece işini yapar. Maçların 90.dakika olduğunu unutmaz, 90+2’de bile maçı alacağına inanır. Emeğe saygısızlık yapmayacağı gibi emek hırsızlığı gibi ağır bir ithamı hak etmemektedir. Türkiye, emek hırsızlarını 90+7’de çalınan penaltılarla tanıdı. Bu penaltılarla şampiyon olanların onurlu sevinçlerine şahit oldu. Yıllar boyu onların hırsızlıklarını seyrederek yaşadı. Bu ülke kerameti kendinden meçhul Menajerleri tanıdı. Eğer bir hırsızlık arıyorsanız yakın geçmişinize bakmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.
Futbol hatalar oyunu’dur…Tromso takımını düne kadar kim tanıyordu? Demek ki Futbol sahada oynanıyor. Gücünüz oranında mücadele eder karşılığınıda yine gücünüz oranında skor tabelasına yansıtırsınız. Fenerbahçe, 10 yıllık sözde yıldızların hegomonyasında kalan bir camia değildir. Fenerbahçe amigolar tarafından yönetilen bir camia da değildir !
Konyaspor maçında yaşanan talihsiz olayın sorumlusu Hakem Özgüç Türkalp’tir. Türkalp’in bağlı olduğu kurumlar ve bu kurumları idare edenlerinde mazisi bellidir.
Bugün ortak bir metinle birleştiniz! Yarın tek bayrak, tek logo altında birleşerek tek takım olsanız dahi, bir Fenerbahçe etmezsiniz. Hal böyle iken çamur atmayı bırakın ve…
Lütfen emeğe saygı gösterin ! Lütfen sporu spor olmaktan çıkarmayın ! Lütfen basit hataların arkasına başarısızlığınızı gizlemeye çalışmayın! Lütfen ezeli rakiplerimizin olmadığı bir ortamın zevk vermediğini görün !!!
|
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
30/9/2005 - Fenerbahçe ile Uğraşan Çarpılıyor ! |
Fenerbahçe'yle uğraşan çarpılıyor!
Bir gün, dertli bir Beşiktaşlı ile mutlu bir Fenerbahçeli sohbet ediyormuş. Bakın neler konuşmuşlar: B: Bu sene de sezon başında gümledik. F: Yapacak bir şey yok. Kadro geniş, teknik direktörünüz kadroya hakim olamıyor. Seyirci kendi işiyle uğraşacağına Tahkim'le Federasyon'la uğraşıyor... B: Kimse sizin kadar bağırmıyor, abartma. Ben bu sene ümitliydim. Oynanan futbol pek zevk vermez; ama maçları kazanırız diye düşünüyordum. F: Çok zor. İki hafta içinde Galatasaray'ın başına gelecekleri de seyret. B: Siz şampiyon olacaksınız yani yine. F: Eee, herhalde. B: Süpersiniz siz ya! F: Trabzonspor'da Atay Aktuğ ve Şenol Güneş, Fener'le uğraştı; başlarına gelene bak... Giray Bulak, Ümit'le uğraştı 5 maç ceza aldırdı, başına gelene bak. Beşiktaş, Fener'le uğraştı "Fenerasyon" dedi "tahkim" dedi, başına gelene bak. Uğraşmayın bizle, işinize bakın. Belki o zaman bir şeyler olur... B: Size dokunanı Allah çarpıyor yani F: Yok! Futbol dışında işlerle uğraşanları, futbol çarpıyor. Ne dediler: "1 Ailton, 2 Anelka edermiş". Ne dediler: "Appiah'a 8 milyon Euro verilirmiş mi?"... B: Futbol dışında işlerle uğraşan sizsiniz. Aziz Başkanınız bile öyle dedi. Sonradan "yanlış anlaşıldım" deyip kıvırdı. F: Ne dediler: "Alex küçük adam, Brezilya milli takımında bile yok." Her maç en az iki penaltımız verilmiyor, Fenerbahçe'yi şampiyon yapmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Stat kapatılıyor, oyuncular 3-5 maç ceza alıyor... B: Sütten çıkmış ak kaşık mı sanıyorsunuz siz kendinizi? F: Biz oyunumuza bakıyoruz. Bizim önümüzü kesmeye çalışıyorlar. B: Ona rağmen akın akın geliyorsunuz yani! F: Ne oluyor, kim durdurabiliyor? Avrupa'yı da sallayacağız. B: Merakla bekliyoruz. F: Bu oyunu oynasın Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'nin yıldızı olacağız. B: Yine fazla havalandınız. Şımardınız. Tipik Fenerbahçeli ruh hali işte. Ben onu bilir, onu söylerim.
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
29/9/2005 - Ali Sami Yen'de 5 Olur ! |
Sami Yen'de 5 olur
Bataklık gibi sahada Tromsö'ye 1-0 mağlup olan G.Saray'ı hırs bastı. Futbolcular "Ali Sami Yen'e bekliyoruz. Onları 5 golle uğurlayacağız" dedi.
Galatasaray Norveç'e gittiğinde herkes sarı-kırmızılı kulübün kazanacağından emindi. Takım Tromsö'nün sahası Alfheim'e çıktığında ilk şok yaşandı. Kar ve yağmurun balçığa çevirdiği sahada oynamak deveye hendek atlatmaktan zordu. Bata çıka ama "0-0" devam eden maçta Cimbom'un umutları 78. dakikada son buldu. Tromsö'nün golü, çamura bulanmış futbolculara en ağır darbe oldu. Maçtan sonra, "Mahalle takımına yenildik. Yazıklar olsun" diyerek kahrolan oyuncular, İstanbul'daki rövanşta Ali Sami Yen'i Tromsö'ye dar edeceklerine dair söz verdi.
GÖKŞEN ÇOK İDDİALI Hasan Şaş, "Burada yendiler. Şimdi bayram ediyorlar. Ama bunun İstanbul'u da var. Asıl o zaman göreceğiz" dedi. Şaş'ın bu sözlerini diğer futbolcular da onayladı ve "Hiç kimsenin tur için endişe etmesine gerek yok. Ali Sami Yen'de 5 gol atarız" diye konuştu. Son haftaların golcü ismi Ümit Karan ise şöyle konuştu: "Kaçırdığımız goller onların daha dirençli olmasını sağladı. Ama Tromsö herhalde hayatında ilk kez 30 bin kişiyi bir arada görecek. Tur kesin bizim." Futbol şube sorumlusu Fatih Gökşen de, "5'ten aşağı gol attığımızda ben turu geçmiş olarak kabul etmiyorum" diyerek Galatasaray'ın iddiasını ortaya koydu. |
| • 5 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
Sarı-Lacivertli Günler Dilerim...
Arkadaşlarım
• iddaa • kakinci • naldelenorkun • ufku • mithatbekan
|